Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi

Random header image... Refresh for more!
ENGLISH


14 Ekim 2009 tarihinde kurulan merkezin amacı toplumsal cinsiyet konularıyla ilgili bilinç düzeyini artıracak ulusal ve uluslar arası boyutlarda eğitim, araştırma ve iletişime yönelik etkinliklerde bulunmaktır.

Bu etkinlikler başlıca üç grupta ayrıntılandırılabilir. Öğrencilere yönelik  toplumsal cinsiyet bilincini geliştirecek uygulamalar, akademik içerikli alışmalar ve kamuyla iletişime yönelik düzenlemeler. İlki toplumsal cinsiyet konularında üniversitede halen yürürlükte olan oryantasyon programında yer almak, seçmeli dersler açmak gibi etkinlikleri, ikincisi Türkiye’de ve uluslararası alanda bu konularda çalışmalar yapan kişilerle konferans ve sergi gibi çeşitli etkinlikleri ve araştırma projelerini paylaşmayı, sonuncusu ise kamuya açık faaliyetler düzenlemenin yanısıra benzer kamu kuruluşlarıyla ilişkiye geçmek gibi çabaları kapsar.

Merkez üniversite içinde ve dışında benzer hedefler taşıyan kişi ve kurumlarla işbirliği yapmak ve etkinlik alanını geliştirmek için iletişime açıktır.

Bildiri 6 Haziran 2012

Son günlerde kadın bedeni, doğurganlık, toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsellik, tecavüz ve diğer şiddet türleriyle  ilgili konuların siyasallaştırılmasını kaygı ve endişe ile karşılıyoruz. 

Biz, EKOKAM olarak, her bireyin beden bütünlüğüyle ilgili kararların yalnız kendisine ait olduğunu, ve bedeniyle ilgili verilecek kararların temel bir insan hakkı olduğunu hatırlatmak istiyoruz.  Üreme hakkı en vazgeçilmez insan hakları arasındadır. 64 yıl önce yayınlanan ve Türkiye’nin de imza attığı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde her bireyin onurlu  ve özgür yaşaması hedeflenmiştir.   Bir bireyin sağlıklı, onurlu ve özgür yaşaması için üreme hakkına sahip olması, bedeniyle ilgili kararları  kendisinin alması, bu kararları alırken de kendisine doğru, eksiksiz ve tarafsız bilgilerin sunulması şarttır.  Bir bireyin bedeniyle ilgili kararların siyasetçiler tarafından verilmesi onun en basit insan hakkından mahrum bırakılıp sağlıklı, onurlu ve özgür yaşamasını engeller.  Son tartışmalarda en fazla yer alan kürtaj konusu da kadının birey olarak görülmemesi ve kadınların kamusal alandan daha da fazla uzaklaştırılmasını sağlayacaktır.  Bireylerin bedenleriyle ilgili karar haklarını  ellerinden almak şiddeti yok etmek istediğimiz bir ortamda onları tekrar şiddete maruz bırakmak demektir.

Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) araştırmalarına göre her yıl 21.6 milyon kadın güvenli olmayan yöntemlerle kürtaj olmakta, bunlardan 47 bini ölümle sonuçlanmaktadır.  Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, bu işlemler sonucunda hayatta kalan kadınların pek çoğu ömür boyu sağlıklarından mahrum olmaktadırlar. Bu hem bir halk sağlığı hem de bir insan hakları sorunudur.  Devletin iktidarını üreme sağlığı, nüfus ve benzeri konular üzerine kurması kadını şiddetten korumak yerine şiddete maruz bırakmasıdır. Sağlıklı bir toplum yaratmanın yolu sessiz kalabalıklardan değil; bireysel hak ve özgürlüklerin bilincinde nitelikli bireylerden geçmektedir.

Aile, çocuk ve ev hayatı çerçevesinden kadını değerlendirmek onu bir özne değil kontrol edilmesi gereken, bireysel hak ve özgürlüklerden yoksun bir nesne olarak konumlandırmak demektir.  Ülkemizde ve dünyada aile tanımı tek değildir ve her aile yapısı üreme üzerine kurulmamaştır.  Günümüzde yaşadığımız tartışmalar farklı aile yapılarını “ötekileştirmekte” ve toplumu  kutuplaştırmaktadır.

Biz EKOKAM olarak, her bireyin kendi bedeniyle ilgili kararların yalnız kendisine ait olduğunu ve vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini korumak için varolan bir devletin her bireyini, kararı ne olursa olsun, desteklemesi gerektiğine inanıyoruz.

İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKOKAM)

Haziran 6, 2012